İletişim Formu : 05360537997

Ad

E-posta *

Mesaj *

30 Eylül 2017 Cumartesi

Babalar ve oğullar kitabına dair

(Can yayınlarının piyasadaki eseri)

1). Birinci bölümde birçok isimle ilgili bilgiler ve tanıtım verilirken karmaşa halinde sunulmuş.

2). Sonraki sayfalarda ayrıntılar yazının ilerleyişine göre dengeli ve düzenli veriliyor ki bu da hafıza ve dikkat canlılığı açısından iyi bir yol.

3). '...bebeği hemen bebekle birlikte dışarı çıkan kıza verdikten sonra...' özensiz çeviri hatası galiba.. Kaç tane bebek var? Aslında bir!

4). Çeviride bizim toplumsal yaşantımızda ve eserin geçtiği bölgenin tarihsel aralıktaki toplumsal yaşantıda geçen bazı sözcükler arasında denklik, hatta eşitlik kurulmuş... Sanarsın yazar aslen osmanlı devletindeki tebadandı!

5). "...Kendini her çeşit 'ayıp' düşüncelere dalmış durumda yakalıyordu, sanki şeytan onunla alay ediyordu..." cümlesi, yazarın, nihilist bazarov ile ilgili okuyucuyu tesir altına alıp hayali kahramanına eşit olmayan bir yaklaşımı olduğunu gösterir.

6). Kitaba dair özet yerine geçebilecek şekilde yazmamağa çabalıyorum ki başkalarının okuma isteğine tesir etmeyeyim. (gülünç galiba!)

7). Yüzlerce yıllık çeviri-tercüme birikimine tam uygun bir yansıma ve saygısı görmüyorum bu eseri.

8). Elle tutulur, gözle görülür bir gerçeklikle okuyucunun duygusallığını esere katma kaygısı gütmeden yazan yazarlardan biri galiba turgenyevdir!..

9). özellikle kurgusal metinlerden ders çıkarmak çok mühim değil bence. Zira yazar istediği gibi şekillendirebildiği için kişi ve olayları, bana sadece bu farkındalıkla film izliyormuşum gibi bir his verir...

10). Belirsiz bir süre Roman ve hikaye gibi kurgusal temeldeki eserleri okumama kararı aldım bu kitap vesilesiyle. Zira yalan bir dünyadan çıkarsamalarda bulunmak, araştırma ve inceleme tarzı okumalara kıyasla daha kolay, basit, kibirlendirici, hayal kuvvetini boş yere meşgul edici... Zira!

11). Bu eser hakkındaki popüler yorum ve önem vermeleri anlamış değilim. Vasat bir roman işte...

12). Kitapta ağır basan konu, kuşak çatışması degil. Konu, insanların birbirleriyle daha çok günlük ve biraz da dönemlik avamca ilişkileri ekseninde.

13). Kişiler, hayatlarının bazı dönemlerinde 'kafa'larına herhangi bir kulp takabilir ki bu kulp, herhangi bir inanç, ideoloji vs. Olabilir.  Bu duruma, kendi potansiyelini gerçekleştirme farkındalığı adına saygı duymalıyız. Tabii bu bizim en doğruda olduğumuzu ve kalacağımızı gostermez. Darısı, babasının oğulu ve anasının kızlarına...


24 Eylül 2017 Pazar

Kürk mantolu madonna'ya dair

1). Yazar, raif efendiyle ilgili, daha yüzlercesinde de bulunduğu gibi genel tariflerden sonra, "...sorarız, 'acaba bu insanlar neden yaşıyorlar?.." kısmına atlamalı geçiyor zira baştaki genel tariflerden sonra, soruyu soran 'biz'in tarifi yok bu da kendi şahsi görüşünü genele yayma tercihi galiba ki sonrasında ders verici mahiyette tavsiye cümlelerinin alıcısının muğlakta olması ve belirsizliği buna işaret verir.

2). 'Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar.' sözü makul olmayan bir örnekle güçlendirilmiş ve ayrıca madem ki örnek verilmiş, 'nedense' kelimesi, cümlede hangi maksatla geçiyor. İnsanların bu özelliklerini, tarifsiz ve kendisinin de içinde olduğu 'biz'e söylüyor.

3). Kitapta birkaç bakış açısıyla ve günlük yazarcasına veya uyku zamanına birkaç saat kalan kişiye gece sohbeti havasında anlatım sunulmuş ki bu bende hangi bakışla bakıp yorumlamam seçeneğinde kafa karışıklığı verdi.

4). Kendi felsefik ve ahlaki sorgulama ve çıkarsamaları olmadık yere ve ahkam kesercesine konulmuş.

5). Raif'in defterinden sunduğu kesitin uzun tutulmasındaki sırrı kavrayamadım. Parçalara bölüp araya hislerini veya başka şeyler eklenebilirdi.

6). Madonna veya maria:
Şuana kadar kendi kişiliğime en yakın hissedeceğim kişinin veya kişiliğin bir roman kahramanı olabileceği aklıma gelmezdi



7). Raif, almancayı ne kadar tez vakitte tamamına yakın kavrayabilir ki böyle sıcak ve uzun diyaloglar gerçekleşsin?

8). Başta merak ve gizem örtülü gidişat, kitabı sonuna kadar okutturmayı başarması açısından vasat bir tercihtir.

(değiştirilebilir ve geliştirilebilir bir yazı)


17 Eylül 2017 Pazar

Okumağa ve yazmağa dair 1

Başta kitaplar olmak üzere eskiye dair bazı şeylerin popülerlikleri piyasaya sürenlerce kazanç kaynağı olmasından ötürü galiba.
Sahibi, yaratıcısı vs. Ölmüş diye eserlerini allayıp pullayıp değişik tekniklerle piyasaya sürmek zamane değerlere ve yeniliklere körlüğü ve kısıtlayıcılığı sebebiyet vermez mi?.. Kötülemeğe ve itham etmeğe meyilli bir gaye güdülmüyor bu yazıda.
eski ve yeni ayrımı dışında, eserlere eşit mesafede bazı çerçevelerden bakarım: eser sahib-ler-inin birikimi, muhatabı, niyeti, kaynakça veya referans kısmı, sunum şeklinin uygunluğu, muhataba-müşteriye  göre bir dil, üslub, kelime, terim, paragraf, noktalama isaretleri seçimi vs.
'Yaşamak gerekli bir ağaç gibi' ise sunmak, üretmek gerekli böylece?..
Kelime olamayacak kadar kısa ve sesli ifadelere, Kelimelere ve cümlelere farklı tarih, zaman, mekan, toplum veya kişilerde farklı anlamlar yüklenebilir.
...
'Hayal ile gerçeğin farkını bilmeyen beyin'lerden çıkan hayali ürünlerin, muhatabın zihninde alacağı karşılık hesaba katılmadan üretilecek her bir eserin hesabını verme kaygısı gütmemek, bu ürünlerin üretim, satış, pazarlama, reklam gibi bağlı parametrelerinde evrensel bir iyi niyet aranmaz zannediyorum.

Hayata dair ciddiyet isteyen konular ile ilgili yazmak isteyişim genellikle nedenini açıklayamadığım zorlanmayı ve içsel sıkıntıyı beraberinde getirir. küstahlık ve hadsizlik mi desem? Emaneti ehliyetli emin birine devretmek mi desem? Bu kulvardaki kabiliyetsizlik mi desem? Bilemedim.

Okumalarıma dair eleştiri ve yorum temelli yazılarım, okumaktan gelen keyfi ve hazzı azaltmaz umarım.

Blog ile ilgili planlarımı daha gerçekleştirmeden, içimde biraz korku, biraz tedirginlik oluştu.
Bunun sebebi ilerleyen haftalarda ortaya çıkabilir.
Yoğun iş hayatıma, bu güzide saydığım hobim vazgeçemeyeceğim olur dileğiyle...

Bundan gayrı, biri kendi kişisel gelişimim, diğeri blog için malzeme kaynağı olması için haftada iki kitap okuyup, anlayıp bitirme gayretine gireceğim.

Elbet bir gün değerim anlaşılır, demiyorum, zira karşılıksızlığa varmak hedefimdir.
Beklenti üzüntü vermesin gayrı!..

İnsanlığa faydalı olur ümidiyle acemi yazarlık serüvenimi, tam kurumsal bir çatı altındaymışcasına belirgin standart ve sorumluluklar dahilinde, mütevaziyane bir eda ile, verimli bir toprak müsemmasında başlatmak; sağlıklı ve kalıcı bilgilenmeler ve uygulamalar edinip karşılaşabileceğim her türlü etkiye, en doğal ve yapıcı bir sefkatle tepki verebileceğim azimle devam etmek; varlığın faniliğinden ve zevalinden mülhem bir olgunlukla sona erdirmek temennisindeyim.

Haftanın beş günü, sabahtan akşamın körüne hatta topalına dek sabanla çift süren bir öküzün şikayet kusan homurtuları..!

Ah alan dünya
Ahımı alan dünya