İletişim Formu : 05360537997

Ad

E-posta *

Mesaj *

13 Ekim 2017 Cuma

Okumağa ve yazmağa dair 3

Okumağa ve yazmağa dair 3

Tenkit veya görüş belirttikçe içsel muhasebem artıyor: haddini bil! Kimsin sen!" diye.
posasından ayrılmış müsbet bilgi mütevaziye yakışır zannımca.
ilim isteyene verilir ise bu küstah ve kibirliye düşen ilim taneleri ziyan olabilir tedirginliğindeyim.
Bir tarafım, "otur oturduğun yerde!" diyor. diğer tarafım ise "kendini göstermen için sana başka bir yol bırakmadılar" diyor. Daha başka bir taraf var ise, bilmiyorum.
Bu işi daha faydalı ve güzel bir şekilde nasıl sürdürmem gerektiğini sürekli olarak düşünüyorum.

Konsantrasyonun gücü isimli kitabı tekrar okuyup, kitabın telkin etmek istediklerini uygulayıp kendimi daha bir gösterme hedefine girişeceğim. Kitaptan Alıntı: "Kişi ve rabbi, çoğunluğu oluşturur" ise...

Belirsiz bir süre kitaplar hakkında görüş belirtmek istemiyorum. Arada bir belki...
Zihni aynama bakıp genelde kendime acımasızca, "kimsin lan sen!" derim.


11 Ekim 2017 Çarşamba

Kemal sayar - yavaşla kitabına dair

1.) Yavaşla, derken, konsantrasyon mevzusu ve farkındalığı geçmiyor. Yoksa, insanlığa dair yavaşlığın veya hızın hayvanilikten farkı olur mu? Olmaz.
Kitapta, sezinlediğime göre, 'yavaşla' ihtarı tamamen kapitalistçe gidilen yoladır. Giden yolcuyadır...

2.) araba kullanmak, erkekliğin zaafı (biraz da cinsiyetçilik var), yolların bizden alıp götürdükleri vs derken, erkekliği, yolları, arabaları şeytanlaştırma sezinledim ki her çeşit şoförlükten, beygir veya daha farklı ulaşım şekil ve vasıtalarından söz etmemek yakışmamış... Zira belirleyici rol, arabalarda veya arabalıkta değil, buna dair politikalarda da söz hakkı fazlasıyla var: yol yapım ihaleleri, hükümetlerin çıkar ilişkisi ve araba markaları, vergilendirmeler...

3.) yavaşlayın demesi kolay... Tutturulmuş bir yolda mecburi istikamette giderken; alınan terbiye, çevre şartları vs. Bazı şeyler imkansızlaşabiliyor.

4.) yavaşlamak ki hangi tekniklerle olmalıdır? Kime göre  ne kadar zamanda ve mekanda yavaşlama veya hız seyrinin serencamı...
Doğanın işleyişinde de bir hareketlilik, yani hız var. Buna zaman veya zamanın akışı deniyor. Yavaşlamaktan kasıt, doğanın ritmine uyma olarak mı anlaşılmalı?

5.) 'hayatın ritmi' başlığına dair
Çocuk ve ebeveyn özelinde bahisler var. Yazıda bebek ve çocuklara telkin, terbiye ve iyi örnek olma mevzusu değil de kuru kuru, çocukları başıboş bırakma ve sanki çocuklarda doğuştan filozofluk yetisi varmış ta kendiliğinden olgunlaşıyormuş...

6.) 'temennadan usanmak' yazısına dair
Teknolojik gelişmelerin insanın doğası gereği işleri kolaylaştırma işlevi var.
Kötülük kaynağı olarak adlandırılan bir nesnenin, sonuçları itibariyle bu yaftayı aldığı kesin. zira parçalara böldüğümüzde, farklı yollara kanalize ettiğimizde veya iyi niyet ile kullandığımızda alacağımız sonuç en azından iyilik olur!
Bu başlık altında, cennet-cehennem kuruluyor. Yazar övgü ve sövgülerde dengeyi kaçırıyor. son paragraf bunun bir örneği...

7.) 'yavaşlığa övgü' yazısına dair
İnsanda mündemiç duygulardan (şehvet, öfke, akıl vs.) ve işlevlerinden bahsetmek değil de objeye sevk-i tabii vermek ki tenkit edilenden bağımsız kalamamayı gösteriyor.

8.) sürekli bulunduğumuz anı yakalamayı ve bunu yaşamalı türünden sözler sarfetmekten başka, bunları elde etmeğe dönük alıntı, ithal sözler yerine kayda değer teknik bilgiler, terapistçe öğretilse!
Olmaz değil mi? Kurtarmaz...

9.) kitapta geçen 'hızlılık', tüketim çılgınlığının, dünyada onlarca yıldır hüküm süren nüfus ve sağlık vs politikaların çarklarının dönüşüne denk galiba...

10.) 'uzun şimdi' yazısına dair
Bu yazıda kaderden bahsetmemek, başka şeyle yeri doldurulamaz bir eksikliktir.

11.) bir mahzurunu göremeden, kitaba devam etmeği  sonlandırıyorum.


10 Ekim 2017 Salı

Elif şafak - firarperest kitabına dair

1.) Cinsiyetçilik... ilk göze çarpan

2.) bahsedilen tarihi bölge ve zamanın konjonktürüne eğri bir bakış

3.) evliliklerin mahiyetiyle ilgili sanal ve özel bir örnekle genel bir algı oluşturma çabası

4.) soyutsal şeylerle ilgili kaynağı belirsiz bir cesaretle somutlaştırma gereksinimi...

5.) herkesin okuyabileceği bir şeyler olmalı ki başı bir yerde kuyruğu başka bir yerde olan, sırf duygusal-şehevi mayayla yoğrulmuş yazı, buna dünden aç geniş kitlelerce alıcısını bulsun.

6.) mecazi aşk ile ilgili yorumlamalarda tekel konumundakiler, kazandıkları paralarla afyonlandırdıkları mezbahaya uğrarlar mı
Yoksa o mezbahanın bekçisi bunlar mı
Kolay olmasa gerek

7.) aşk yolunda ilerleme, sebat etme tekniklerinden haberdarlar mı

8.) hoş kokulu bol malzemeli tek öğüncüklük çorba kıvamındaki yazılarla hangi duygusal tatminlik yarışındalar acep

9.) bu kitabın 3-5 sayfasına ancak tahammül edebildim. Haddim olmadan daha da fazla eleştirmekten kaçınıyorum.
Gerisi laf u güzaf...


8 Ekim 2017 Pazar

Okumağa ve yazmağa dair 2

Kitaba dair yorumum, kendi kafamdaki bir kitapta olması geren bütünlük değil de kitabın bütünlüğü bakımından olmasına özen göstereceğim ki bu da hem yazara hem esere hem de okuyucu veya müdavimlerine saygımdan ötürüdür.


Bu keyif vermeyen yazıları keyif versin diye yazmıyorum.

Umarım video halinde de yayın olur.

Rüya tabirlerinde ve başka tabir veya sözlüklerin herhangi biriyle ilgili içeriklerinde olmayan kelimeler hakkında deneme yazısı yazmak isterim.

Çeviri veya sadesleştirmeye uğramış eserler, kanaatimce asıl yaratıcısının değildir ki Bu bağlamda bu tür eserlere dair yorum ve eleştiriler azami derecede temkin ve özenle ortaya konmalı.

Kitaplara dair yazmağa başladığımdan beri kitap veya daha düşük yazıları okuma anlayışımda farklılık oldu. Daha bir bütüncül, akılda kalıcı, mukayeseli ve dengeli okuduğumu farkettim. Umarım bu durum da gelişip filizlenir.

Bugüne dek yazdığım, çoğunu mahrem addettiğim yazılarımı da yayınlamak arzusundayım. Lakin değişik ellerde harabolması endişesi hakim olduğundan zamanını bekliyorum. Güvenebileceğim bir veya birkaç kişiye emanet etmek isterim. Zira ölüm veya başka dönüşüm yollarından geçişlerle, gerek hüzünle gerek gözyaşlarıyla emek verilerek yazılan kişisel yazılar yokluğa mahkum olabilir!..


5 Ekim 2017 Perşembe

Ali şeriati - aydın kitabına dair

1.) Yazar, avrupa'yı bir orijin olarak gösterip, buna dair aydın-entellektüel-entelijansiya prototipi çiziyor.
2.)bu orijinin meyil kaynağı da aslen kendi topraklarında gizlidir.
3.) öne sürülen görüşler hakkında ne bir isme dayalı kafi derecede alıntı ne de bu yöntemi empoze etme kaygısı ne de kendini silik gösterme tevazusu var.
4.) Çeviri metodundaki hatalar kitabı okunmaz edici seviyede.
5.) yazar, kendi mentalitesini, zihinsel kalıplarını hemen belli ediyor. Görüş alanı, tarihin bir veya birkaç döneminin popüler hadiselerine takılıp kaldığı için sathi derecede.
6.) kitabı yarıda bırakmak yakışmayabilir bana. Lakin...
7.) bundan bir önceki, bir kısmını okuyup eleştirme lüzumunu çokça hissedip yarıda Bıraktığım kitabın adı, tarihi değiştiren bilginler idi. Bu kitaba dair yorumda bulunmamda yardımcı olması için...