Okumağa ve yazmağa dair 3
Tenkit veya görüş belirttikçe içsel muhasebem artıyor: haddini bil! Kimsin sen!" diye.
posasından ayrılmış müsbet bilgi mütevaziye yakışır zannımca.
ilim isteyene verilir ise bu küstah ve kibirliye düşen ilim taneleri ziyan olabilir tedirginliğindeyim.
Bir tarafım, "otur oturduğun yerde!" diyor. diğer tarafım ise "kendini göstermen için sana başka bir yol bırakmadılar" diyor. Daha başka bir taraf var ise, bilmiyorum.
Bu işi daha faydalı ve güzel bir şekilde nasıl sürdürmem gerektiğini sürekli olarak düşünüyorum.
Konsantrasyonun gücü isimli kitabı tekrar okuyup, kitabın telkin etmek istediklerini uygulayıp kendimi daha bir gösterme hedefine girişeceğim. Kitaptan Alıntı: "Kişi ve rabbi, çoğunluğu oluşturur" ise...
Belirsiz bir süre kitaplar hakkında görüş belirtmek istemiyorum. Arada bir belki...
Zihni aynama bakıp genelde kendime acımasızca, "kimsin lan sen!" derim.
13 Ekim 2017 Cuma
Okumağa ve yazmağa dair 3
11 Ekim 2017 Çarşamba
Kemal sayar - yavaşla kitabına dair
1.) Yavaşla, derken, konsantrasyon mevzusu ve farkındalığı geçmiyor. Yoksa, insanlığa dair yavaşlığın veya hızın hayvanilikten farkı olur mu? Olmaz.
Kitapta, sezinlediğime göre, 'yavaşla' ihtarı tamamen kapitalistçe gidilen yoladır. Giden yolcuyadır...
2.) araba kullanmak, erkekliğin zaafı (biraz da cinsiyetçilik var), yolların bizden alıp götürdükleri vs derken, erkekliği, yolları, arabaları şeytanlaştırma sezinledim ki her çeşit şoförlükten, beygir veya daha farklı ulaşım şekil ve vasıtalarından söz etmemek yakışmamış... Zira belirleyici rol, arabalarda veya arabalıkta değil, buna dair politikalarda da söz hakkı fazlasıyla var: yol yapım ihaleleri, hükümetlerin çıkar ilişkisi ve araba markaları, vergilendirmeler...
3.) yavaşlayın demesi kolay... Tutturulmuş bir yolda mecburi istikamette giderken; alınan terbiye, çevre şartları vs. Bazı şeyler imkansızlaşabiliyor.
4.) yavaşlamak ki hangi tekniklerle olmalıdır? Kime göre ne kadar zamanda ve mekanda yavaşlama veya hız seyrinin serencamı...
Doğanın işleyişinde de bir hareketlilik, yani hız var. Buna zaman veya zamanın akışı deniyor. Yavaşlamaktan kasıt, doğanın ritmine uyma olarak mı anlaşılmalı?
5.) 'hayatın ritmi' başlığına dair
Çocuk ve ebeveyn özelinde bahisler var. Yazıda bebek ve çocuklara telkin, terbiye ve iyi örnek olma mevzusu değil de kuru kuru, çocukları başıboş bırakma ve sanki çocuklarda doğuştan filozofluk yetisi varmış ta kendiliğinden olgunlaşıyormuş...
6.) 'temennadan usanmak' yazısına dair
Teknolojik gelişmelerin insanın doğası gereği işleri kolaylaştırma işlevi var.
Kötülük kaynağı olarak adlandırılan bir nesnenin, sonuçları itibariyle bu yaftayı aldığı kesin. zira parçalara böldüğümüzde, farklı yollara kanalize ettiğimizde veya iyi niyet ile kullandığımızda alacağımız sonuç en azından iyilik olur!
Bu başlık altında, cennet-cehennem kuruluyor. Yazar övgü ve sövgülerde dengeyi kaçırıyor. son paragraf bunun bir örneği...
7.) 'yavaşlığa övgü' yazısına dair
İnsanda mündemiç duygulardan (şehvet, öfke, akıl vs.) ve işlevlerinden bahsetmek değil de objeye sevk-i tabii vermek ki tenkit edilenden bağımsız kalamamayı gösteriyor.
8.) sürekli bulunduğumuz anı yakalamayı ve bunu yaşamalı türünden sözler sarfetmekten başka, bunları elde etmeğe dönük alıntı, ithal sözler yerine kayda değer teknik bilgiler, terapistçe öğretilse!
Olmaz değil mi? Kurtarmaz...
9.) kitapta geçen 'hızlılık', tüketim çılgınlığının, dünyada onlarca yıldır hüküm süren nüfus ve sağlık vs politikaların çarklarının dönüşüne denk galiba...
10.) 'uzun şimdi' yazısına dair
Bu yazıda kaderden bahsetmemek, başka şeyle yeri doldurulamaz bir eksikliktir.
11.) bir mahzurunu göremeden, kitaba devam etmeği sonlandırıyorum.
10 Ekim 2017 Salı
Elif şafak - firarperest kitabına dair
1.) Cinsiyetçilik... ilk göze çarpan
2.) bahsedilen tarihi bölge ve zamanın konjonktürüne eğri bir bakış
3.) evliliklerin mahiyetiyle ilgili sanal ve özel bir örnekle genel bir algı oluşturma çabası
4.) soyutsal şeylerle ilgili kaynağı belirsiz bir cesaretle somutlaştırma gereksinimi...
5.) herkesin okuyabileceği bir şeyler olmalı ki başı bir yerde kuyruğu başka bir yerde olan, sırf duygusal-şehevi mayayla yoğrulmuş yazı, buna dünden aç geniş kitlelerce alıcısını bulsun.
6.) mecazi aşk ile ilgili yorumlamalarda tekel konumundakiler, kazandıkları paralarla afyonlandırdıkları mezbahaya uğrarlar mı
Yoksa o mezbahanın bekçisi bunlar mı
Kolay olmasa gerek
7.) aşk yolunda ilerleme, sebat etme tekniklerinden haberdarlar mı
8.) hoş kokulu bol malzemeli tek öğüncüklük çorba kıvamındaki yazılarla hangi duygusal tatminlik yarışındalar acep
9.) bu kitabın 3-5 sayfasına ancak tahammül edebildim. Haddim olmadan daha da fazla eleştirmekten kaçınıyorum.
Gerisi laf u güzaf...
8 Ekim 2017 Pazar
Okumağa ve yazmağa dair 2
Kitaba dair yorumum, kendi kafamdaki bir kitapta olması geren bütünlük değil de kitabın bütünlüğü bakımından olmasına özen göstereceğim ki bu da hem yazara hem esere hem de okuyucu veya müdavimlerine saygımdan ötürüdür.
Bu keyif vermeyen yazıları keyif versin diye yazmıyorum.
Umarım video halinde de yayın olur.
Rüya tabirlerinde ve başka tabir veya sözlüklerin herhangi biriyle ilgili içeriklerinde olmayan kelimeler hakkında deneme yazısı yazmak isterim.
Çeviri veya sadesleştirmeye uğramış eserler, kanaatimce asıl yaratıcısının değildir ki Bu bağlamda bu tür eserlere dair yorum ve eleştiriler azami derecede temkin ve özenle ortaya konmalı.
Kitaplara dair yazmağa başladığımdan beri kitap veya daha düşük yazıları okuma anlayışımda farklılık oldu. Daha bir bütüncül, akılda kalıcı, mukayeseli ve dengeli okuduğumu farkettim. Umarım bu durum da gelişip filizlenir.
Bugüne dek yazdığım, çoğunu mahrem addettiğim yazılarımı da yayınlamak arzusundayım. Lakin değişik ellerde harabolması endişesi hakim olduğundan zamanını bekliyorum. Güvenebileceğim bir veya birkaç kişiye emanet etmek isterim. Zira ölüm veya başka dönüşüm yollarından geçişlerle, gerek hüzünle gerek gözyaşlarıyla emek verilerek yazılan kişisel yazılar yokluğa mahkum olabilir!..
5 Ekim 2017 Perşembe
Ali şeriati - aydın kitabına dair
2.)bu orijinin meyil kaynağı da aslen kendi topraklarında gizlidir.
3.) öne sürülen görüşler hakkında ne bir isme dayalı kafi derecede alıntı ne de bu yöntemi empoze etme kaygısı ne de kendini silik gösterme tevazusu var.
4.) Çeviri metodundaki hatalar kitabı okunmaz edici seviyede.
5.) yazar, kendi mentalitesini, zihinsel kalıplarını hemen belli ediyor. Görüş alanı, tarihin bir veya birkaç döneminin popüler hadiselerine takılıp kaldığı için sathi derecede.
6.) kitabı yarıda bırakmak yakışmayabilir bana. Lakin...
7.) bundan bir önceki, bir kısmını okuyup eleştirme lüzumunu çokça hissedip yarıda Bıraktığım kitabın adı, tarihi değiştiren bilginler idi. Bu kitaba dair yorumda bulunmamda yardımcı olması için...
30 Eylül 2017 Cumartesi
Babalar ve oğullar kitabına dair
(Can yayınlarının piyasadaki eseri)
1). Birinci bölümde birçok isimle ilgili bilgiler ve tanıtım verilirken karmaşa halinde sunulmuş.
2). Sonraki sayfalarda ayrıntılar yazının ilerleyişine göre dengeli ve düzenli veriliyor ki bu da hafıza ve dikkat canlılığı açısından iyi bir yol.
3). '...bebeği hemen bebekle birlikte dışarı çıkan kıza verdikten sonra...' özensiz çeviri hatası galiba.. Kaç tane bebek var? Aslında bir!
4). Çeviride bizim toplumsal yaşantımızda ve eserin geçtiği bölgenin tarihsel aralıktaki toplumsal yaşantıda geçen bazı sözcükler arasında denklik, hatta eşitlik kurulmuş... Sanarsın yazar aslen osmanlı devletindeki tebadandı!
5). "...Kendini her çeşit 'ayıp' düşüncelere dalmış durumda yakalıyordu, sanki şeytan onunla alay ediyordu..." cümlesi, yazarın, nihilist bazarov ile ilgili okuyucuyu tesir altına alıp hayali kahramanına eşit olmayan bir yaklaşımı olduğunu gösterir.
6). Kitaba dair özet yerine geçebilecek şekilde yazmamağa çabalıyorum ki başkalarının okuma isteğine tesir etmeyeyim. (gülünç galiba!)
7). Yüzlerce yıllık çeviri-tercüme birikimine tam uygun bir yansıma ve saygısı görmüyorum bu eseri.
8). Elle tutulur, gözle görülür bir gerçeklikle okuyucunun duygusallığını esere katma kaygısı gütmeden yazan yazarlardan biri galiba turgenyevdir!..
9). özellikle kurgusal metinlerden ders çıkarmak çok mühim değil bence. Zira yazar istediği gibi şekillendirebildiği için kişi ve olayları, bana sadece bu farkındalıkla film izliyormuşum gibi bir his verir...
10). Belirsiz bir süre Roman ve hikaye gibi kurgusal temeldeki eserleri okumama kararı aldım bu kitap vesilesiyle. Zira yalan bir dünyadan çıkarsamalarda bulunmak, araştırma ve inceleme tarzı okumalara kıyasla daha kolay, basit, kibirlendirici, hayal kuvvetini boş yere meşgul edici... Zira!
11). Bu eser hakkındaki popüler yorum ve önem vermeleri anlamış değilim. Vasat bir roman işte...
12). Kitapta ağır basan konu, kuşak çatışması degil. Konu, insanların birbirleriyle daha çok günlük ve biraz da dönemlik avamca ilişkileri ekseninde.
13). Kişiler, hayatlarının bazı dönemlerinde 'kafa'larına herhangi bir kulp takabilir ki bu kulp, herhangi bir inanç, ideoloji vs. Olabilir. Bu duruma, kendi potansiyelini gerçekleştirme farkındalığı adına saygı duymalıyız. Tabii bu bizim en doğruda olduğumuzu ve kalacağımızı gostermez. Darısı, babasının oğulu ve anasının kızlarına...
24 Eylül 2017 Pazar
Kürk mantolu madonna'ya dair
1). Yazar, raif efendiyle ilgili, daha yüzlercesinde de bulunduğu gibi genel tariflerden sonra, "...sorarız, 'acaba bu insanlar neden yaşıyorlar?.." kısmına atlamalı geçiyor zira baştaki genel tariflerden sonra, soruyu soran 'biz'in tarifi yok bu da kendi şahsi görüşünü genele yayma tercihi galiba ki sonrasında ders verici mahiyette tavsiye cümlelerinin alıcısının muğlakta olması ve belirsizliği buna işaret verir.
2). 'Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar.' sözü makul olmayan bir örnekle güçlendirilmiş ve ayrıca madem ki örnek verilmiş, 'nedense' kelimesi, cümlede hangi maksatla geçiyor. İnsanların bu özelliklerini, tarifsiz ve kendisinin de içinde olduğu 'biz'e söylüyor.
3). Kitapta birkaç bakış açısıyla ve günlük yazarcasına veya uyku zamanına birkaç saat kalan kişiye gece sohbeti havasında anlatım sunulmuş ki bu bende hangi bakışla bakıp yorumlamam seçeneğinde kafa karışıklığı verdi.
4). Kendi felsefik ve ahlaki sorgulama ve çıkarsamaları olmadık yere ve ahkam kesercesine konulmuş.
5). Raif'in defterinden sunduğu kesitin uzun tutulmasındaki sırrı kavrayamadım. Parçalara bölüp araya hislerini veya başka şeyler eklenebilirdi.
6). Madonna veya maria:
Şuana kadar kendi kişiliğime en yakın hissedeceğim kişinin veya kişiliğin bir roman kahramanı olabileceği aklıma gelmezdi
7). Raif, almancayı ne kadar tez vakitte tamamına yakın kavrayabilir ki böyle sıcak ve uzun diyaloglar gerçekleşsin?
8). Başta merak ve gizem örtülü gidişat, kitabı sonuna kadar okutturmayı başarması açısından vasat bir tercihtir.
(değiştirilebilir ve geliştirilebilir bir yazı)
17 Eylül 2017 Pazar
Okumağa ve yazmağa dair 1
Başta kitaplar olmak üzere eskiye dair bazı şeylerin popülerlikleri piyasaya sürenlerce kazanç kaynağı olmasından ötürü galiba.
Sahibi, yaratıcısı vs. Ölmüş diye eserlerini allayıp pullayıp değişik tekniklerle piyasaya sürmek zamane değerlere ve yeniliklere körlüğü ve kısıtlayıcılığı sebebiyet vermez mi?.. Kötülemeğe ve itham etmeğe meyilli bir gaye güdülmüyor bu yazıda.
eski ve yeni ayrımı dışında, eserlere eşit mesafede bazı çerçevelerden bakarım: eser sahib-ler-inin birikimi, muhatabı, niyeti, kaynakça veya referans kısmı, sunum şeklinin uygunluğu, muhataba-müşteriye göre bir dil, üslub, kelime, terim, paragraf, noktalama isaretleri seçimi vs.
'Yaşamak gerekli bir ağaç gibi' ise sunmak, üretmek gerekli böylece?..
Kelime olamayacak kadar kısa ve sesli ifadelere, Kelimelere ve cümlelere farklı tarih, zaman, mekan, toplum veya kişilerde farklı anlamlar yüklenebilir.
...
'Hayal ile gerçeğin farkını bilmeyen beyin'lerden çıkan hayali ürünlerin, muhatabın zihninde alacağı karşılık hesaba katılmadan üretilecek her bir eserin hesabını verme kaygısı gütmemek, bu ürünlerin üretim, satış, pazarlama, reklam gibi bağlı parametrelerinde evrensel bir iyi niyet aranmaz zannediyorum.
Hayata dair ciddiyet isteyen konular ile ilgili yazmak isteyişim genellikle nedenini açıklayamadığım zorlanmayı ve içsel sıkıntıyı beraberinde getirir. küstahlık ve hadsizlik mi desem? Emaneti ehliyetli emin birine devretmek mi desem? Bu kulvardaki kabiliyetsizlik mi desem? Bilemedim.
Okumalarıma dair eleştiri ve yorum temelli yazılarım, okumaktan gelen keyfi ve hazzı azaltmaz umarım.
Blog ile ilgili planlarımı daha gerçekleştirmeden, içimde biraz korku, biraz tedirginlik oluştu.
Bunun sebebi ilerleyen haftalarda ortaya çıkabilir.
Yoğun iş hayatıma, bu güzide saydığım hobim vazgeçemeyeceğim olur dileğiyle...
Bundan gayrı, biri kendi kişisel gelişimim, diğeri blog için malzeme kaynağı olması için haftada iki kitap okuyup, anlayıp bitirme gayretine gireceğim.
Elbet bir gün değerim anlaşılır, demiyorum, zira karşılıksızlığa varmak hedefimdir.
Beklenti üzüntü vermesin gayrı!..
İnsanlığa faydalı olur ümidiyle acemi yazarlık serüvenimi, tam kurumsal bir çatı altındaymışcasına belirgin standart ve sorumluluklar dahilinde, mütevaziyane bir eda ile, verimli bir toprak müsemmasında başlatmak; sağlıklı ve kalıcı bilgilenmeler ve uygulamalar edinip karşılaşabileceğim her türlü etkiye, en doğal ve yapıcı bir sefkatle tepki verebileceğim azimle devam etmek; varlığın faniliğinden ve zevalinden mülhem bir olgunlukla sona erdirmek temennisindeyim.
Haftanın beş günü, sabahtan akşamın körüne hatta topalına dek sabanla çift süren bir öküzün şikayet kusan homurtuları..!
Ah alan dünya
Ahımı alan dünya